BLOG

Rezan Has Müzesindeki “Cevher ve Zanaat: Kapalıçarşı Ustalarının İzinde


Kapalıçarşı’nın 550 yıllık Çuhacı Han, Zincirli Han, Sarraf Han, Kalcılar Han gibi gizemli hanlarındaki zanaatkarlar bugüne kadar milyonlarca göz kamaştıran mücevhere hayat verdi.
El emeği göz nuru olan, nesilden nesile özenle aktarılan işte o mücevherleri yaratan ustalara, geçtiğimiz haftalarda açılan eşsiz bir sergi ile selam gönderiliyor.
Rezan Has Müzesi’ndeki “Cevher ve Zanaat: Kapalıçarşı Ustalarının İzinde “isimli sergi, Kapalıçarşı’yı Kapalıçarşı yapan hünerli ama aynı zamanda fazlasıyla mütevazı ustalarına ve ürettikleri sanatlarına ışık tutuyor.  

             
 
Rezan Has Müzesi, Sevgili Ahu Has önderliğinde, kıymetli hocalar Yrd. Doç. Dr. Ayşe Coşkun Orlandi ve Doç. Dr. Yonca Erkan’ın küratörlüğünde hazırladıkları sergi ile 550 yıllık kuyum geleneğimize sahip çıkıyor. Tarihi bir mekânda özenle hazırlanmış bu sergide dökümcü, sadekar, mıhlayıcı, kalemkar, mineci gibi geleneksel kuyum üretim teknikleriyle ilgili de bilgi sahibi oluyoruz.
Yaklaşık 25 yıldır içinde bulunduğum kuyum sektöründe, kendi kuyum kültürümüzü bu kadar güzel yansıtan bir sergi maalesef görememiştim. Yıllardır içimi sızlatan bir husus idi bu.
Özellikle neslinin son örnekleri olan o kıymetli el sanatları ustalarını taltif etmek ne büyük bir zarafet…

                    
 
Sergide fotoğrafları ve eserleriyle yer alan Kapalıçarşı’nın Yaşayan İnsan Hazineleri – Ustalar arasında yer alan, çoğu çok sevdiğim dostlarım olan kıymetli zanaatkarlar şu isimlerden oluşuyor:
Agop Kuyumcuoğlu (Mıhlayıcı), Avedis Kendir (Sadekar/Usta Zanaatkar), Arman Suciyan (Sadekar, tasarımcı), Berç Kazancı (Sadekar), Berç Melikyan (Kalemkar), Haçik Kelleci (Mıhlayıcı), Hagop Erol Bahadıroğlu (Sadekar), Hraç Arslanyan (Sadekar, Murassa Ustası), Kader Yıldız (Sadekar), Kürşat Bilmiş (Sadekar), Manuk Durmazgüler (Sadekar), Nerses Yağar (Sadekar, kalemkar), Rafi & Levon Şadıyan (Sadekar), Sevan Bıçakçı (Sadekar / Usta zanaatkar), Surmak Susmak (Sadekar), Hrant & Şant Zorbaş (mıhlayıcı), Partam Derderyan (Mıhlayıcı), Sebuh Yılmaz (Mıhlayıcı) 

         
 
Türk mücevher tarihi için büyük bir kaynak niteliği taşıyan bu eşsiz sergiyi mutlaka gezmenizi öneririm. Serginin tasarımı ve sunum biçimi de son derece net, yalın ve profesyonel. Küratörler Sayın Orlandi ve Sayın Erkan müthiş bir işe imza atmışlar. Doğrusu hayalime dokunduklarını itiraf etmeliyim. 30 Nisan’da kapanacak olan sergi hem üniversitelerdeki öğrencilerden hem de ilgili kişilerden ve sektörden büyük ilgi gördüğü için haziran ayına kadar uzatıldı.

          

Serginin kitabı da dünyada ilk alışveriş merkezi niteliği taşıyan gizemli Kapalıçarşı’daki kuyum geleneği ve kaybolmaya yüz tutan kültürel mirasımızla ilgili derin bilgi sahibi olmak için çok değerli bir kaynak niteliği taşıyor. Kaçırmayın derim… 

                            

Bir mücevherin takılabilir bir sanat eseri olduğu konusundaki ısrarlı söylemime eminim sizler de hak vereceksiniz ve aslında o işçiliğe rağmen asla pahalı olmadığı kanaatine varacaksınız.
1997 yılından bu yana büyük hayranlık duyduğum ustalarımıza, zanaatlarına sahip çıkmaları konusunda elimden geldiğinde destek olmaya çalıştım.
Tasarım Yarışmalarında değerli fikirleri ile jüri üyelerimiz olmaları yolunda desteklerini rica ettim ve sağ olsunlar beni kırmayıp jüri üyelerimiz oldular. Şimdi öne çıkmaktan pek hoşlanmayan, tevazuyu biraz bırakmaları için hep ısrar ettiğim ustalarımız nihayet bu eşsiz sergi ile taçlanmış oldu. 

                                       

ŞEBNEM BALKAN 
07.04.2017